« Önceki |

25/12/2009

21 Adımda Bir Ülke Demokratikleştiriliyor diye Nasıl Bölünür, Sö


1) iktisadi ortamı denetleme: Borç ekonomisinde dalgalanmalar yaratmak üzere, para piyasalarının dışardan gelen uluslar arası vur-kaç tefecilerine sonuna dek açılması.
2) Ulusal bunalımlar yaratılması: Ülkede sık sık iktisadi dalgalanma yaratılarak bunalım aralarının azaltılması. Ulusal devlet merkezinin elindeki en önemli güç olan para kaynaklarının, bankaların, devlet şirketlerinin kapatılması, yabancı şirket egemenliğine geçirilmesi.
3) Merkez devlete güvensizlik yaratma: Kritik dönemlerde iktisadi bunalım yaratılmasıyla umutsuzluğa düşürülen yerel sanayicilerle ve üreticilerle konferans, sempozyum adı altında doğrudan ilişkiye geçilerek, devlet merkezine karşı güvensizlik aşılanması.
4) işadamlarını örgütleme: Yerel işadamı örgütlerinin ve ilişki bürolarının kurulması; başına buyruk, devlet denetiminden giderek uzaklaşan "serbest ekonomi" ve "serbest pazar" düzeninin kabul ettirilmesi.
5) Yolsuzluk kampanyaları: "Yerinden yönetim" taleplerini yükselterek, devletin egemenliğinin zayıflatılması, yolsuzluk olaylarını abartarak topluma aşağılık duygusunun yerleştirilmesi, halkın çaresizliğe itilmesi.
6) Belediye hizmetlerinin yabancı şirketlere devredilmesi: Yerel yönetimi güçlendirme adı altında, toplumsal hizmetlerin "kârlılık" esasına oturan şirketlere devredilmesi; su, elektrik gibi kentsel işletmelerin yabancı şirketlere devredilmesi için gerekli düşünsel alt yapının oluşturulması.
7) Ulusal sanayinin yıkımı: Ulusal iktisadın çökertilmesi için, ulusal sanayileşmenin ve enerji kaynaklarının yıkıma uğratılması için toplum ile devlet arasında çatışmayı da içerecek biçimde çevreci akımların, örgütlerin desteklenmesi ve ulusal madenciliğin, doğal yakıt üretim kaynakları işletmeciliğinin ulusal egemenlik alanının dışına çıkarılması.
8) Kamuoyu oluşturucuları -bizdeki adlandırmalarıyla, aydınlara, yazarlara, bilim adamlarına- yönelik içerde ve dışarıda, masrafları karşılayarak, konferanslara çekmek. Katılımcılarla doğrudan ilişki içinde, ilgili ülke hakkında bilgi almak ve "düşünce" ve "örgütlenme" özgürlüğü başlığı altında yeniden yapılanma düşüncesini benimsetmektir.
9) Alt örgütler yoksa, hemen Helsinki Nihai Senedi kapsamında Helsinki Yurttaşlar ve Ortak Zemin Merkezleri örgütlemek ve koşullar olgunlaştıkça, uzaktan yönlendirile-bilecek bir ilişkiler ağı altında insan hakları dernekleri ve benzeri örgütlenmelerin kurulması.
10) Bilimsel ve toplumsal konferansların çoğaltılması. Yerel vakıf ve "think tank" derneklerinin kurulması.
11) işadamları derneklerinin, sendikaların kurulması, varolanların içine bilim danışmanlarıyla sızılması. Siyasi partilere eğitim programlarıyla, particilik dersleriyle yaklaşarak kadroların yönlendirilmesi, gençliğin "düşünce özgürlüğü" ve "siyasi katılımcılık" propagandasıyla örgütlenmesi.
12) Yeni propaganda aygıtlarının (radyo, gazete, dergi, televizyon, video yayını) devreye sokulması. Bilimsel ve magazinsel içerikli, insan hakları ilkeleri üstüne sürdürülen yayınların yoğunlaştırılması. insan hakları ihlallerinin yaratılmasıyla sürecin hızlandırılması.
13) Casuslar yerine yayın muhabirleriyle yerinden bilgi elde etmek için yaygın bir yayıncı eğitim programının gerçekleştirilmesi.
14) Gizli ve yarı gizli istihbarat çalışmalarının azaltılması, buna karşılık medya muhabir ağıyla açık ve yaygın istihbarat toplanması, olanaklıysa Amerikan televizyonlarının yerli şubeleriyle yayına geçilmesi, eksik ve yanlış bilgilendirmeyle kitlelerin yönlendirilmesi, eğitim, konferans, gezi düzenleyerek yerel medya ile kalıcı bağlar oluşturulması.
15) Yanlış ve eksik bilgilendirme: Kitlelerin akıl denetimlerini ele geçirmek üzere yoğun propaganda ve yanlış bilgilendirmeyle tarihsel devlet kurumlarının ve etnik sürtüşmeleri önleyen geleneksel kurumların yıpratılması, toplumsal kimliği karıştırmak için tarihsel ve toplumsal gelişim gerçeklerini tahrif ederek, yeni kimlikli topluluklar yaratılması.
16) Etnik kışkırtıcılık: Etnik ayrılıkları güçlendirmek üzere kültür anımsatma programlarına başlanarak yerel toplantılardan uluslar arası toplantılara adam taşınması, ulusal, bölgesel tarihin bütünleştirici özelliklerinin azımsanılarak, yerel tarih, yerel kültür araştırması adı altında en eskiye özlem yaratılması.
17) Kültürel kaynaşmanın yıkımı: "Çok kültürlülük" propagandasıyla toplumsal ortak kültürün temellerinin yıkılması. Uluslararası karşı kampanyalar ile ulusal kurtuluşun simgesi olan anma günlerini ve toplumun tarihten kalma bağımsızlık ve onur simgesi özelliklerini sözde dostluk adına silikleştirerek güdülebilir bir topluluğa dönüştürmek. Din kültürünün parçalanması, geleneksel akışın kesilmesi ve ulusal dayanışmayı pekiştirici etkisinin yok edilmesi için, "medeniyetler, dinler arası diyalog" programıyla, Batı'nın dinsel kurumlarının güdümünde eritilmesi. Böylece azınlık din kurumlarıyla, ulusal egemenliğin karşısında ortak, dinsel cephe oluşturulması.
18) inanmış örgüt liderlerinin yetiştirilmesi: Liderlik programlarıyla, güdümlü yeni dünya düzenine tapınan ultra-liberal önderlerin üretilmesi ve yeni partiler kurulması, varolanlara yeni liderler yerleştirilmesi; parti programlarının rejimle hesaplaşmaya yönelik, birer kışkırtma programına dönüştürülmesi.
19) Silahlı gücün zayıflatılması: iktisadi bunalımı bahane ederek, toprak bütünlüğünü koruma aracı ulusal ordunun, silah donanımlarında, komuta kontrol ve iletişim sistemlerinde yenilenme alımlarının kısıtlanarak, zayıflatılması ve ulusal sınırların gevşetilmesi.
20) Orduları ulusal savunma kimliğinden koparma: Güvenlik güçlerinin ulusal yapıların korunmasına yönelik müdahalelerini önlemek için, profesyonelleştirmek. Devlet egemenliğine sahip çıkmaya çalışan orduları geriletmek için, kışkırtmalara başvurularak, ordu yönetimlerinin günlük siyasete çekilmesi, ordu içinde politik tartışma, ordu ile halk arasında cepheleşme yaratılması.
21) Devlet yönetiminin kargaşayla ele geçirilmesi: Seçim darbesiyle egemen devletin ele geçirilmesi. Merkezi direniş olursa, yaygın ve sürekli kitle gösterileri düzenlenmesi. Bu sürecin hızlandırılması için halkı ikna edici etnik çatışmaların düzenlenmesi, ölümle sonuçlanan kışkırtmalarla etnik ya

Mustafa YILDIRIM (Sivil Örümceğin Ağında)

29/9/2007

EMEKLİYE SÜPER FORMÜL

Emekli bir vatandaşımız ikinci kez emekli olarak bir ayda maaşını 828 YTL’den 1060 YTL’ye çıkardı. 2001’de emekli olan okuyucumuz 2007’de tekrar işe girip bir ay çalıştıktan sonra emeklilik dilekçesi verdi ve maaşı 232 YTL arttı

Emekli aylıkları eskiden gösterge sistemine göre hesaplanıyordu. 1 Ocak 2000 tarihinde yapılan değişiklikle artık gelişme hızları yani refah payları da bu hesaba dahil ediliyor. Bu da özellikle 2000 yılından önce emekli olanların maaşının en az yüzde 25-30 artması demek.

2001’de emekli olan ancak iki hesaplama arasındaki farktan yararlanmak isteyen bir okuyucumuz da işin püf noktasını yakalayarak iki kez emekli olarak emekli aylığını bir ayda 232 YTL artırmış. Yani 2007 yılında tekrar işe girerek önce emekli aylığını kestirmiş. Daha sonra bir ay çalıştıktan sonra ikinci kez emekli olmuş ve bir anda maaşını 828 YTL’den bin 60 YTL’ye çıkarmış.

İŞTE İŞİN SIRRI

Bu işin püf noktası ne derseniz; işte özellikle 2001 yılından önce emekli

olanların maaşını artırmasının formülü:

1-Emekli aylığını kestir

2-Bir ay çalış (yüksek ücret olursa daha iyi olur)

3-Yeniden emekli olunca aylığın en az 200 YTL artsın.

  • SSK’lı olarak 01.04.1976 günü işe giren X bey, (ismi bizde saklı ve yayınlanmasını istemiyor) 21.05.2001 günü işinden ayrılıyor ve 31.05.2001 günü SSK’ya emeklilik dilekçesi veriyor ve toplam 9 bin 12 gün sayısı ile 15125 göstergeden emekli ediliyor. Kendisine Haziran 2001’de 272.518.176 TL. aylık ve 4.690.000 sosyal yardım zammı olmak üzere 283.208.176 TL. emekli aylığı bağlanıyor.

  • Bu aylık 6 yıldan beridir her ay enflasyon oranı kadar veya son yıllarda olduğu gibi her altı ayda zam görerek (791,77 aylık, 31,67 sosyal destek ödemesi, 4,69 sosyal yardım zammı olmak üzere) 2007 yılı nisan ayında 828,13 YTL’ye ulaşıyor.

    AKŞAM’IN FARKI

    Kendisinden sonra emekli olan ve kendisinden daha az prim ödeme gün sayısı ile aylık kazancına sahip olanların daha fazla emekli aylığı aldığını gören X, 2007 yılı mart ve nisan aylarında gazetemizde yayınlanan “Emekli Aylıkları Hesaplama Formülü”nü kendi durumuna uyguladığında şimdi emekliliğe başvursa daha fazla aylık alacağını hesaplıyor.

  • Emekli aylığını artırmak isteyen X, 01.04.2007 günü bir işe girer ve SSK’ya dilekçe vererek 506 sayılı Kanun’un 63. maddesi gereğince emekli aylığının kesilmesi ve normal işçi gibi prim alınmasını ister. Çalıştığı işyerince de, Nisan 2007 ayı için aylık ücreti tavan sigorta primine esas kazanç tutarı olan 3656 YTL üzerinden primi öder.

  • Bir ay SSK’ya normal işçi gibi prim ödeyen X, 30 Nisan 2007 günü işinden ayrılıp SSK’ya yeniden emeklilik müracaatı yapar.

  • Sihirli formül burada ve bu kez emekli aylığı olarak 1015 YTL aylık, 40.62 SDÖ, 4.69 SYZ olmak üzere toplam 1060,31 YTL. emekli aylığı bağlanır. Daha bir önceki emekli aylığı 828 YTL olan X, bir ayda emekli aylığını yüzde 30 oranında artırıyor. Bir aylık çalışma sonrası 232 YTL daha fazla emekli aylığı bağlanıyor.

    ARTIŞIN NEDENİ

    Bay X’in maaşını yüzde 30 arttırmasını sağlayan neden ‘gelişme hızı’, yani bilinen adıyla refah payı. 2001’de X’e bağlanan emekli aylığı her ay enflasyon oranı kadar arttırılıyor ama gelişme hızından yararlandırılmıyordu. Ancak, emekli aylıkları hesaplanırken emekli olduğu 2001 yılı sonrasındaki Gelişme Hızları (GH) dahil edilerek hesaplama yapılıyor. Bay X, hükümetlerin emekli aylıklarına yansıtmadıkları refah payını tersten giderek dahil ettiriyor. Artık her nisan ayında GH açıklandığından bir ay normal çalışıp emekli aylığını kestirip yeniden emekli aylığı istediğinde GH hızını aylığına yansıtması mümkün.

    Ali TEZEL